1. MSA’nın Restoranı

Emirgan’daki Sabancı Müzesi’nin içindeki MSA‘nın restoranına (zincirleme isim tamlaması keyfi, edebiyat hocama selamlar) akşam yemeği için gidenleriniz vardır. Ben de böyle bir akşam yemeğinde, restoranın kahvaltı menüsünün de olduğunu keşfettim. Açık olmak gerekirse, kahvaltısını akşam yemeğinden daha çok beğendim. Ayrıca buraya akşam geldiğimde, karanlıkta mekanın atmosferinin ne kadar büyüleyici olduğunu anlamamışım. Tavandan yere kadar cam cepheli, Atlı Köşk’ün bahçesine ve boğaza bakan camdan bir küp düşün… O kadar güzel bir ışık alıyor ki, içeri girdiğinde modun anında yükseliyor. Ferah ferah, lezzetli bir kahvaltı yaptıktan sonra, müzeyi gezerek kültürlenmeli ya da köşkün bahçesini turlayıp sahil yürüyüşüne terfi etmeli bir Pazar günü için mükemmel seçim. Servis biraz daha iyi olabilir fakat bu restoranın MSA’nın okulunda profesyonel eğitimlerine devam eden öğrencilerin gerçek restoran deneyimi yaşayarak kendilerini geliştirmek için burada staj yaptıklarını unutmamak lazım. Yemeklerine ise diyecek hiç bir şeyim yok. Denediğim her şey çok lezzetliydi.

Croque Madame

Ne Yemelisin?

İçinde stracciatella peyniri de olan şarküteri/peynir tabağı ve Croque Madame için kesinlikle pişman olmayacağını söyleyebilirim. Croque Madame ile Croque Monsieur arasındaki farkı burada söylemekte fayda var çünkü menüde ikisi de mevcut. Madame’ın üstünde yumurta olur, Monsieur’da olmaz.
Ve kesinlikle midende yer ayırman gereken bir isim: Pancake… Fluffy, yani kabarık pancake sevenler bayılacak!

Pancake

2. A Bit Of Eggo

Senelerdir Arnavutköy’de kahvaltı denince akla ilk gelen yer tabi ki Sütiş’ti. Munchies’in başlattığı krep ve pancake akımıyla birlikte, Crepan açıldı ve Sütiş’e kısmen bir alternatif gelmiş oldu. Fakat iki konsepti de birleştiren, yeni nesil kahvaltıcı açığını bu sene A Bit Of Eggo kapattı. Eggs Benedict, kruvasan, frittata, avokadolu bagel, granola… Bu hafta gittiğimde menüye ana yemek ve son zamanların en iyi çıkış yapan tatlısı San Sebastian cheesecake’i de eklediklerini gördüm. Çalışanlar çok şeker ve güler yüzlü. Yalnızca hafta sonları çok fazla yoğunluk olduğunda gecikmeler yaşanabiliyor. Açken sen sen değilsen, burayı hafta içi denemeni ya da hafta sonu erkenden gelmeni öneririm. Ayrıca köpeğin varsa gönül rahatlığıyla gelebileceğin bir yer.

Eggopan

Ne Yemelisin?

Benim favorim kat kat pancakelerin arasına salamlar, cheddar peyniri, üzerine iki adet poşe yumurta ve sos ile servis edilen Eggopan. Tatlı olarak ise White Jungle veya Oreolu Cheesecake.

3. Brekkie

Biz kahvaltıda kruvasanla doyan insanlar değiliiz! diye yurt dışında atıp tutarken, Brekkie‘de kruvasan yemek için kıta değiştirmeye başladım. Moda’da hem dışarıda hem içeride oturabileceğin, yine köpeğinle rahatça gidebileceğin sevimli bir kahvaltıcı. Meşhur Fransız tereyağıyla taptaze kruvasan, yanında labne, reçel, zeytin ezmesi, salatalık, domatesler ve kendi yapımları olan pesto sosla geliyor. Crobun denen, bun ekmeği ile yaptıkları sandviçleri de epey lezzetli. Chocolate Chip ve Red Velvet cookieleri de efsane. Bazen sen kahvaltı ederken, fırından yeni çıkan cookieleri denemen için tabağına bir tane bırakıyorlar. Hem açık hem kapalı hem de tatlı kruvasanları var. Servis şöyle: Anneannenin evine gitmişsin gibi sürekli sana denemen için bir şeyler ikram eden, memnun etmeye çalışan tatlı ve Speedy Gonzalez çalışanlarla dolu. Aynı zamanda böyle bir lezzet ve hizmet alıp, cep yakmayan ender kahvaltıcılardan.

Ne Yemeli?

Benim favorim menüdeki diğer kruvasanlara göre biraz sade: Croissant Egg Boat. Çırpılmış yumurtayı ve peyniri kruvasanın içindeki tereyağıyla karıştırarak pişiriyorlarmış. Ben böyle lezzetli bir kruvasanı ne Fransa’da ne başka bir yerde yedim ve bu söylediğimde epey ciddiyim.

 

4. Melina Kantina

A Bit of Eggo’nun ardından Arnavutköy’e açılan diğer kahvaltıcı da Melina Kantina. Mekan kahvaltı ve öğle yemeği ağırlıklı. Tatlılar da Melina Hanim’in annesinin özel tarifleriymiş. Servis edilen tüm ekmekleri ve sosları da kendileri yapıyorlar. Pretzel sevenler, Almanyalara kadar gitmeden buranın Pretzel Bun’larını deneyebilirler. Tabi ki böyle sevimli ve özgün bir mekanın hayvan dostu olduğunu söylememe gerek duymuyorum…

Ne Yemeli?

Benim bazı sabahlar (özellikle hangoversam) kahvaltı yapmak isterken bir yandan da kahvaltı niyetine hamburger yeme dilemmam var. Bu yüzden çözümü genelde içinde yumurta olan burgerleri seviyorum. Melina’da tam da böyle bir burger var: Dream Burger. Bun ekmeğine yumurta, bacon, avokado, karamelize soğan ve özel bir sos. Kahvaltı olarak ise pembe soslu omlet çok doyurucu ve omlete çok bayılmayan biri olarak bana sipariş ettirecek kadar lezzetli. Tatlı menüsü sürekli kendini yenilese de, ben süt helvasına bayılmıştım. Pazartesi günleri kapalı!

5. Nezih

Biraz da dibine kadar Türk kahvaltısı isteyenlere gelelim. Türkiye’ye yabancı bir arkadaşınız ya da yurt dışında yaşayan, kahvaltının sucuğuna peynirine hasret kalmış biri varsa, ilk adresin Nezih olmalı. Boğaza sıfır masana oturup sipariş vermeden bekliyorsun. Garson bir anda elinde tepsilerle geliyor. Sucuk Afyon’dan, mandalina reçeli Bodrum’dan, bal Siirt’ten, hellim Kıbrıs’tan. Kısacası her şey memleketinden. Pisi, lavaş, ciğer, adini tahmin etmeye çalışacağın onlarca reçel, yumurtanın bir kaç versiyonu, yeşillikler, envai çeşit peynir… Doymadan kalkmanın imkanı yok, zaten masaya sürekli bir şeyler geliyor. Hafta sonları çok kalabalık ve Arap turistlerle dolu olsa da, rezervasyon yaptırarak yer bulmak mümkün. Hayvan dostu konusuna gelirsek. 3 kez köpeğimle gittim. Birinde kapıdan dondum. Nedenini ben de hala bilmiyorum, sanırım kapıdakinin insafına bağlı.

Ne Yemeli?

Süt hellime bayılıyorum fakat genel olarak zaten yenmeyecek hiç bir şey yok.

6. Çeşme Bazlama Nişantaşı

Hayatımda duyduğum en güzel sözlerden birini bu mekanda duydum: “Doymadan kalkmak yok.” Önce masaya retro, gazlı bir çay demliği geliyor. Daha sonra tam kıvamında bir menemen, peynir ve şarküteri tabağı, tam karşımda gözleme açan teyzelerden sıcak sıcak çıkan patatesli ve ıspanaklı gözleme, pişi ve kahvaltıya dair geri kalan her şey. Kahvaltımıza başladıktan bir kaç dakika sonra başka bir garson elinde dev bir reçel tabağıyla gelip hepsini tek tek tanıttı ve istediklerimizi almamızı söyledi. Doymadan kalkmak yok sloganını denemek için (asla obeziteye doğru adım adım ilerlediğimden değil) biten menemenin yerine bir tane daha söyledim. Ve biraz da pisi. Tamam biraz da gözleme söyledim… Denendi onaylandı, doyana kadar yiyebiliyorsun! Bir pazar günü 20 dakika sıra beklememe değdi. Kişi başı 60 TL’ye gayet lezzetli, doyurucu ve servisin ilgili, hızlı olduğu tatlı bir atmosferde kahvaltı etmiş olduk. Hem de köpeğimle!

Ne Yemeli?

Yiyebileceğin her şey masaya geldiğinden önereceğim bir şey yok. En çok neyi beğendiysen, ondan defalarca sipariş ederek akşam yemeğine kadar karnını doyurabilirsin:)

7. Gabfoods

En alternatif ve tuzlu mekanı en sona sakladım. Gabfoods herkese hitap etmeyebilir. Fakat sağlıklı yaşam, glütensiz olan her şey, granola ve acai bowllarla kafayı kıranların cenneti olabilecek tek yer. Şekersiz, glütensiz ve vegan bir waffle nasıl güzel olabilir ki? diyenleri de (biri ben) direkt buraya alıyoruz. Gabfoods Arnavutköy’de, masandan boğazı görmene rağmen kendini yurt dışında hissettiren bir mekan. Eski bir Arnavutköy evi, en yakışır şekilde ancak böyle tasarlanabilirdi dedirtiyor. Mutfakta ise gerçek bir sanat donuyor. Yenebilir çiçeklerle süslenen tabakların her biri, menüdeki her şeyin çok büyük bir özenle hazırlandığını anlıyorsun. Ayni zamanda kendi günlük badem sütlerini satışa sundular.

Ribs&Waffles

Ne Yemelisin?

Ev yapımı badem sütü, badem ezmesi, karışık çekirdek ve orman meyveleri içeren Gab’s Favorite Paleo Porridge bowla bayıldım. Ana yemek olarak da organik kaburgalı (vegan olamıyorum) Ribs&Waffles. Tüm menüyü Instagram hesabındaki sabitlenmiş storylerde bulabilirsin: @gabfoods